25 Aralık 2011 Pazar

damla

aralık ayının sonlarına doğru, soğuk ama güneşli bir pazar günü, sağlam bir kahvaltı yaptıktan sonra bir kaç parça kıyafet almak için alış-verişe çıktı.

soyunma kabininde mavi bir mont denerken dans etti. Sadece 1+1 evinin banyosunda (aynada kendini izleyerek) ve soyunma kabinlerinde dans ediyordu. mavi mont dar geldi, karnını içine çekip zorladı biraz ama yine olmadı. büyük bedenini bulmak için çıktı kabinden.

güvenlik kamerasına gözlerini dikip, güvenlik görevlisinin de o an kendisine gözlerini diktiğini, göz göze geldiklerini hayal etti, gülümsedi, onun da gülümsediğini düşündü.

internetten tanıştığı adamla buluşmaya giderken makyajı abarttı biraz. pişman olup yıkadı yüzünü. taksideyken parfümü de fazla sıktığını düşünüp pencereyi açtı, parfüm biraz uçsun diye. taksici klimayı kapattı. adam beklediği gibi fotoğraflardakine göre daha kel ve çirkindi. muhabbet edemediler. bol sessizlik yan masalara bol bakışmalar.

aşık olduğu adamın çalıştığı kafeye gitti. o gün öğrendi; adamın sadece kendi kahvesine değil, herkesin kahvesine kalp işareti yaptığını. üzüldü. bir daha gözlerine bakamadı.

akşam bozulmadığından emin olamadığı perşembeden kalma yemeği yerken telefonda annesine "çok iyiyim anneciğim, her şey yolunda" dedi, ne yediği hakkında da yalan söyledi.

telefonu kapatıp televizyonu açtı. izleyecek bir şey bulamadı. ağlarken uyuyakaldı.

1 yorum:

  1. Yazar istedi diye her karakter ağlamaz, veysi. Bence damla ağlamadı.

    YanıtlaSil